<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss" xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/"
	>

<channel>
	<title>Randevu: 0216 347 6003-0505 767 5885-0533 373 8123</title>
	<atom:link href="http://uzmantv.wordpress.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://uzmantv.wordpress.com</link>
	<description>Just another WordPress.com weblog</description>
	<lastBuildDate>Wed, 27 May 2009 16:05:10 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.com/</generator>
<cloud domain='uzmantv.wordpress.com' port='80' path='/?rsscloud=notify' registerProcedure='' protocol='http-post' />
<image>
		<url>http://s2.wp.com/i/buttonw-com.png</url>
		<title>Randevu: 0216 347 6003-0505 767 5885-0533 373 8123</title>
		<link>http://uzmantv.wordpress.com</link>
	</image>
	<atom:link rel="search" type="application/opensearchdescription+xml" href="http://uzmantv.wordpress.com/osd.xml" title="Randevu: 0216 347 6003-0505 767 5885-0533 373 8123" />
	<atom:link rel='hub' href='http://uzmantv.wordpress.com/?pushpress=hub'/>
		<item>
		<title>Hangi hareketlerimiz çocuklara suç işletiyor ?</title>
		<link>http://uzmantv.wordpress.com/2009/05/27/hangi-hareketlerimiz-cocuklara-suc-isletiyor/</link>
		<comments>http://uzmantv.wordpress.com/2009/05/27/hangi-hareketlerimiz-cocuklara-suc-isletiyor/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 27 May 2009 16:03:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>pedegog</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[agresif]]></category>
		<category><![CDATA[alt ıslatma]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[anneyiz]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[öfke]]></category>
		<category><![CDATA[öfkeli]]></category>
		<category><![CDATA[baba]]></category>
		<category><![CDATA[bebek]]></category>
		<category><![CDATA[bozukluğu]]></category>
		<category><![CDATA[danışman]]></category>
		<category><![CDATA[danışmanlk]]></category>
		<category><![CDATA[danışmanlık]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[ebeveyn]]></category>
		<category><![CDATA[ediyorum]]></category>
		<category><![CDATA[eksikliği]]></category>
		<category><![CDATA[ergen]]></category>
		<category><![CDATA[işleyen]]></category>
		<category><![CDATA[kontolü]]></category>
		<category><![CDATA[korku]]></category>
		<category><![CDATA[korkusu]]></category>
		<category><![CDATA[merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[merkezleri]]></category>
		<category><![CDATA[pedagog]]></category>
		<category><![CDATA[pedagoglar]]></category>
		<category><![CDATA[pedegog]]></category>
		<category><![CDATA[pedegok]]></category>
		<category><![CDATA[psikiyatrist]]></category>
		<category><![CDATA[psikolog]]></category>
		<category><![CDATA[psikologlar]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[saldırgan]]></category>
		<category><![CDATA[sanal psikolog]]></category>
		<category><![CDATA[sinirli]]></category>
		<category><![CDATA[suç]]></category>
		<category><![CDATA[tavsiyem]]></category>
		<category><![CDATA[yaramaz]]></category>
		<category><![CDATA[yetişkin]]></category>
		<category><![CDATA[zeka]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://uzmantv.wordpress.com/?p=11</guid>
		<description><![CDATA[Hangi hareketlerimiz çocuklara suç işletiyor ? Arka arkaya yaşanan sosyal olaylar, terör ve şiddetle birlikte suç işleme oranlarının artması endişeleri de beraberinde getiriyor. Toplumda infial oluşturan şiddet olaylarının sorumlularının suça çok erken yaşlarda itilmiş olması, çocuk ve gençlerin eğitimine daha çok önem verilmesi gerçeğini sürekli hatırlatıyor. Bu olaylara karışanların hepsi sosyal problemlerin çözümünde şiddet yanlısı [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=uzmantv.wordpress.com&amp;blog=4806433&amp;post=11&amp;subd=uzmantv&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hangi hareketlerimiz çocuklara suç işletiyor ? Arka arkaya yaşanan sosyal olaylar, terör ve şiddetle birlikte suç işleme oranlarının artması endişeleri de beraberinde getiriyor. Toplumda infial oluşturan şiddet olaylarının sorumlularının suça çok erken yaşlarda itilmiş olması, çocuk ve gençlerin eğitimine daha çok önem verilmesi gerçeğini sürekli hatırlatıyor. Bu olaylara karışanların hepsi sosyal problemlerin çözümünde şiddet yanlısı ailelerden gelmiyor. Fakat çocuk ve ergenlerin çevreyle ilgili problemleri; sevgi, ilgi ve onaylanma ihtiyaçlarının uygun şekilde karşılanmaması suça itilmelerinde en önemli etkenler arasında sayılıyor. Grup oyunlarına ilginin arttığı 10-11&#8242; li yaşlar aynı zamanda çete çağı olarak da adlandırılır. Çevresindekiler tarafından onaylanmayan genç, suç işlemekten çekinmeyen kişiler ve gruplar tarafından oldukları gibi kabul edildiklerinde kendilerini bu gruplar içinde bulur. Bu kişi ve grupların isteklerine göre cana kıyma, mala ve ırza zarar verme, bağımlılık yapan madde kullanma ve satma gibi suç kapsamındaki davranışları bile yapabilir. ERGENDE SORUNLAR VARSA NE YAPMALI? Yaşına uygun davranışlar göstermeyen, insanlara veya canlılara zarar veren, öfke kontrolü sağlayamayan, saldırgan ya da çok hayalci, içe çekilmiş, arkadaşlık kuramayan ya da doğru arkadaş seçemeyen, yaptıklarının sonuçlarını değerlendiremeyen çocuk ve ergenler mutlaka psikolojik danışmanlık almalı ve gerekirse tedavi ettirilmelidir. Anne-baba önceden çocuğuyla yeteri kadar ilgilenemediyse bire bir ilgiye daha çok önem vermeli, birlikte çocuk ve gencin sevdiği aktiviteleri yapmalı. Doğru arkadaş için onlara yardım edin Ergenlerin kendi aralarında kurdukları gruplar, acılarını, sıkıntılarını birbirleriyle paylaşmaları stresle başa çıkmalarını da kolaylaştırır. Arkadaşı, ergenin kendi kişiliğini yansıtan aynası gibidir. Bu dönemde ergen, hızlı bedensel, sosyal ve duygusal değişimle baş etmeye çalışırken yeni ve farklı deneyimler kazanmak ister. Bunları yaparken başkaları tarafından desteklenmek ister. Bu dönemde kurulan arkadaşlıklar, gencin kişilik oluşumu açısından son derecede önemlidir. Aile doğru arkadaş ilişkilerini teşvik etmelidir. Anne-baba ergenin arkadaşlarıyla beraber olma ihtiyacına karşı duyarlı olmalı ve bunun için fırsatlar oluşturmalıdır. YEDİ-YİRMİDÖRT PSIKOLOJIK-PEDAGOJIK DANIŞMANLIK,KİŞİSEL GELİŞİM ve EĞİTİM HİZMETLERİ Rıhtım cad. Tayyareci Sami sok.Çamkök İşhanı No:8 KADIKÖY Telefon:05057675885-05333738123-02163476003 www.ekremculfa.com Assoc.Prof.Dr.Ekrem Çulfa MSN: ekremculfa@hotmail.com www.ozelpedagog.com</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/uzmantv.wordpress.com/11/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/uzmantv.wordpress.com/11/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/uzmantv.wordpress.com/11/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/uzmantv.wordpress.com/11/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/uzmantv.wordpress.com/11/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/uzmantv.wordpress.com/11/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/uzmantv.wordpress.com/11/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/uzmantv.wordpress.com/11/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/uzmantv.wordpress.com/11/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/uzmantv.wordpress.com/11/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/uzmantv.wordpress.com/11/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/uzmantv.wordpress.com/11/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/uzmantv.wordpress.com/11/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/uzmantv.wordpress.com/11/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=uzmantv.wordpress.com&amp;blog=4806433&amp;post=11&amp;subd=uzmantv&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://uzmantv.wordpress.com/2009/05/27/hangi-hareketlerimiz-cocuklara-suc-isletiyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/59e591bd24eeaa091e79106040f10521?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">pedegog</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Anne-babalar çocuklarına mesaj iletirken genelde ne tür hatalar yapıyorlar?</title>
		<link>http://uzmantv.wordpress.com/2008/09/10/anne-babalar-cocuklarina-mesaj-iletirken-genelde-ne-tur-hatalar-yapiyorlar/</link>
		<comments>http://uzmantv.wordpress.com/2008/09/10/anne-babalar-cocuklarina-mesaj-iletirken-genelde-ne-tur-hatalar-yapiyorlar/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 10 Sep 2008 11:38:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>pedegog</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[anaokulu]]></category>
		<category><![CDATA[Anne-babalar çocuklarına mesaj iletirken genelde ne tür hatalar yapıyorlar?]]></category>
		<category><![CDATA[özel ders]]></category>
		<category><![CDATA[öğretmeni]]></category>
		<category><![CDATA[bozukluğu]]></category>
		<category><![CDATA[calculus]]></category>
		<category><![CDATA[dershanesi]]></category>
		<category><![CDATA[gazetesi]]></category>
		<category><![CDATA[hiper aktif]]></category>
		<category><![CDATA[hiperaktivite]]></category>
		<category><![CDATA[iletişim]]></category>
		<category><![CDATA[kaygı]]></category>
		<category><![CDATA[korkusu]]></category>
		<category><![CDATA[okulu]]></category>
		<category><![CDATA[pedagog]]></category>
		<category><![CDATA[psikiyatris]]></category>
		<category><![CDATA[psikiyatrist]]></category>
		<category><![CDATA[psikolog]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[uzmantv]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://uzmantv.wordpress.com/?p=9</guid>
		<description><![CDATA[Anne-babalar çocuklarına mesaj iletirken genelde ne tür hatalar yapıyorlar? Anne-babaların çocuklarına mesaj iletirken dinleme ve anlatma hataları yaptığını görüyoruz. İletişimin üç temel unsurunda, yani beden dilinde,kelimelerde ve ses tonunda kendilerini kontrol etme, ortak amaçlardoğrultusunda davranma açısından zorluklar yaşıyorlar. Bir iletişimin sağlıklı olabilmesi için kelimelerin düşüncenizi en doğru şekilde ifadeedecek biçimde seçilmesi, ses tonunuzun vurgulamak istediğiniz [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=uzmantv.wordpress.com&amp;blog=4806433&amp;post=9&amp;subd=uzmantv&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight:bold;">Anne-babalar çocuklarına mesaj iletirken genelde ne tür hatalar yapıyorlar?</span><br />
Anne-babaların çocuklarına mesaj iletirken dinleme ve anlatma hataları<br />
yaptığını görüyoruz. İletişimin üç temel unsurunda, yani <span style="font-weight:bold;">beden dilinde,</span><br /><span style="font-weight:bold;">kelimelerde ve ses tonunda kendilerini kontrol etme, ortak amaçlar</span><br /><span style="font-weight:bold;">doğrultusunda davranma</span> açısından zorluklar yaşıyorlar.</p>
<p><span style="font-weight:bold;">Bir iletişimin sağlıklı olabilmesi için kelimelerin düşüncenizi en doğru şekilde ifade</span><br /><span style="font-weight:bold;">edecek biçimde seçilmesi, ses tonunuzun vurgulamak istediğiniz konuyu</span><br /><span style="font-weight:bold;">netleştirmesi, beden dilinizin de bunları destekleyerekanlatmanıza yardımcı</span><br /><span style="font-weight:bold;">olması gerekiyor</span>. Beden dilinizi, kelimeleri ve ses tonunuzu özen<br />
göstermeden, rastgele kullanıyorsanız, amacınızdan uzak kalabiliyorsunuz<br />
ve yanlışlar ortaya çıkmaya başlıyor. Bu yanlışlar da özellikle 5-6<br />
yaşlarına kadar olan çocuklarda daha etkili oluyor. Ondan sonra git gide<br />
çocukların tepkileri de öğrendikleri modeldeki gibi oluyor ve<br />
iletişimsizlikler yaşanmaya başlıyor. Bir iletişimde duygu ve düşüncenin<br />
karşı tarafa geçmesi, paylaşılması ve geri gelmesi gibi çok temel bir süreç<br />
vardır. Bu yaşanırsa iletişim iki kişinin varlığı ile sürer. Hatalar söz<br />
konusu olduğunda iletişim tıkanıyor. Anne babalarla çocuklar arasında<br />
duvarlar örülüyor.</p>
<p><span style="font-weight:bold;">Çocukların beden dilinin yetişkinlerinkinden ne gibi farklılkları vardır?</span><br /><span style="font-weight:bold;">Bunu anlamak için nelere dikkat etmeli?</span></p>
<p>Çocukların beden dili sosyalleşme sürecini tamamlamamış mesajlar içerir.<br />
Beden dilini daha çok biopsikolojik tepkilerimizin oluşturduğunu görüyoruz,<br />
kızgınlık, sevinç, ağlamak, gülmek gibi. Doğuşumuzdan itibaren bedensel<br />
mesajlarla duygu ve düşüncelerimizi hareketle veya hareketsiz iletiriz. Öte<br />
yandan, masaya yumruğumuzu vurmak, ayak ayak üstüne atmak gibi, sosyal<br />
rollerle birlikte öğrenilen beden dilleri ve jestleri de var.</p>
<p><span style="font-weight:bold;">Çocuklarla</span> <span style="font-weight:bold;">ebeveynler arasındaki fark, çocukların bu sosyal beden dilini bizden</span><br /><span style="font-weight:bold;">öğreniyor olmalıdır. Doğduklarında sosyal yapının ve kültürel özelliklerin</span><br /><span style="font-weight:bold;">kazandıracağı jest ve mimikler henüz olmadığı için çok yalındırlar. </span>Onun<br />
için çocukların beden dili mesajlarını almamız çok kolaydır. Çocuk<br />
çoşkusunu, sevincini, mutluluğunu çok hoş tarif eder. Ama mesela misafir<br />
geldiğinde yanlarına gitmek istemez. Çünkü henüz sosyalleşmemiştir. Zamanla<br />
kurallara uyar. Sosyal rol olarak artık ne yapması gerektiğini öğrenmiştir.<br />
<span style="font-weight:bold;">Asıl kıymetli olan, sosyal rollerin öncesinde çocuklarımızla ne yaşadığımızı</span><br /><span style="font-weight:bold;">anlamamıza yardımcı olacak beden dilleridir.</span> Bunları iyi anlar ve doğru<br />
yönlendirirsek, aile içi verimli bir iletişim ortamının temellirini atmış<br />
oluruz.</p>
<p>Çocuğumuz istenmeyen bir davranış yaptığında bununla ilgili duygu ve<br />
düşüncelerimizi ona yansıtma biçimimiz zamanla çocuğun bu tür davranışlarını<br />
açığa çıkartmamak için bazı kapatma jestleri kullanmaya başlamasına yol<br />
açabiliyor. Çocukta hatalı davranışları göstermeme eğilimleri ortaya çıkmaya<br />
başlayabiliyor. <span style="font-weight:bold;">Doğru iletişim kuramayınca çocuklarımızın doğru öğrenmesini</span><br /><span style="font-weight:bold;">de engelliyoruz. </span>Şunu kabul etmeliyiz: Çocuklar hata yapacaklar, çünkü her<br />
insan hata yapıyor. <span style="color:#800000;">Çocuklarımızın hatalarından pay alıp ilrleyebilmemiz</span><br /><span style="color:#800000;">için çok sağlıklı bir iletişim ortamında bulunmamız gerekiyor.</span> Diyelim,<br />
elindeki bir bardağı düşürüp kıran bir çocuğa, &#8220;ne kadar dikkatsizsin&#8221;, &#8220;bu<br />
birtakım bardak kaç para biliyor musun&#8221; gibi yaklaşıyorsak, çocuk da<br />
kırdığını saklamaya başlıyor.</p>
<p>Çünkü kendi sıkıntımızı anlatıyor ama onunkini dinlemiyoruz. Ya da annesinin<br />
tasvip etmediği bir arkadaşıyla birlikte oluyor ama annesine söylemiyor.<br />
Böyle böyle de duvarlar örülüyor ve iletişim engelleri ortaya çıkmaya<br />
başlıyor. Oysa çocukların bu gibi, bir şeyleri sakladığı durumlarda birtakım<br />
beden dili jestleri vardır. Örneğin konuşurken ağzını kapatabilir, önüne<br />
bakabilir ya da gözünü annesinin gözünden kaçırabilir. Gerçekte yaptığını<br />
değil annesinin istediği bir şeyi söylerken tepkilerini kontrol etmek için<br />
anneyle bedensel ilişkiye girmemeye gayret eder çocuk.</p>
<p>Bu, çocuğun aslında ne yaptığını anlamak için güzel bir imkandır oysa bu<br />
durumu fark eden anne-babalar, &#8220;belli ki sen yanlış bir şey yaptın; gözümün<br />
içine bak da söyle&#8221; diyerek çocuğun üstne gidiyorlar. Bu da çocuğu anne<br />
babasının gözlerinin içine baka baka doğru söylememeye teşvik ediyor.<br />
Böylece bir sosyal beden dili olarak, istemediğimiz şeyleri çocuklarımıza<br />
öğretiyoruz. Çocuk ondan sonra gözünüzün içine baka baka gerçeği kolaylıkla<br />
gizleyebiliyor.</p>
<p>Çünkü siz ona artık yanlış bir kalıp öğrettiniz. Sağlıklı ve birbirini doğru<br />
anlayan, birlikte daha doğruyu arayacak insanlar olmaktan çıkarttınız<br />
kendinizi ve onu.</p>
<p><span style="font-weight:bold;">Anne-babalar çocuklardan mesaj alırken ne tür hatalara düşüyorlar?</span></p>
<p>Hata şu gerçeği özümsememekten başlıyor; Çocuklar farklı ve bizim dışımızda<br />
bireyler. Ben doğurduğum için benim düşündüğüm gibi olmuyor. <span style="font-weight:bold;">Madem ki bizim</span><br /><span style="font-weight:bold;">çocuğumuz, öyleyse bizim düşündüğümüz gibi olsun dedikçe anne babayla çocuk</span><br /><span style="font-weight:bold;">arasındaki iletişim bozulmaya başlıyor. Anne ve babanın çocuğu kendi</span><br /><span style="font-weight:bold;">kafasındaki gibi görmekten kaçınması lazım.</span></p>
<p><span>Bu çocuk benim çocuğum ama benim kafamdaki kalıba uymayabilir çünkü o başka</span><br />
<span>bir insan. Bunu derinden hissetmek ve kabul etmek lazım.</span></p>
<p><span style="font-weight:bold;">Biz çocuklardan saygı bekliyoruz ama onlara onlara aynı saygıyı gösteriyor</span><br /><span style="font-weight:bold;">muyuz? </span>Göstermediğimiz zaman hatalı iletişim başlamış oluyor. Onların farklı<br />
birer varlık olduğu bilincinde olması anne ve babanın sağlıklı iletişime<br />
geçmesindeki en temel faktör. &#8220;Üşürsün giy&#8221; demek yerine &#8220;bana hava biraz<br />
serinledi gibi geliyor. Üşüdüğümü hissediyorum. Üzerime bir çeket alacağım.<br />
Sen nasıl hissediyorsun?&#8221; diyebilmeliyiz. Çünkü üşüme o an size ait bir<br />
yaşantı. Çocuğun bu tür yaşantıları kendi kendisine algılamaya ihtiyacı<br />
vardır. <span style="font-weight:bold;">Anne-babalar bunu yapmadıkça bağımlı olan ama bağımsızlık özlemi</span><br /><span style="font-weight:bold;">içerisinde koşan bir nesil artaya çıkarıyor.</span> Çoçuğun somut ilişkilere<br />
ihtiyac duyduğunu anlamalıyız. Çünkü <span style="font-weight:bold;">soyutlayabilme yeteneği insanın daha</span><br /><span style="font-weight:bold;">sonradan geliştirdiği, 10-11 yaşlarındaki dönemlerinde ortaya çıkan bir</span><br /><span style="font-weight:bold;">özellik. Oysa biz çocuklara iyi, kötü, ahlaklı, ahlaksız, sayglı, saygısız</span><br /><span style="font-weight:bold;">gibi şeyler söylüyoruz. Bu kavramları bizim anladığımız gibi anlamıyor</span><br /><span style="font-weight:bold;">çocuklar.</span> Çocuklarla ilişki için gerçekten özen göstermek, öğrenmeye<br />
çalışmak zorundayız.</p>
<p><span style="font-weight:bold;text-decoration:underline;">İletişimin temel özellikleri nelerdir?</span></p>
<p>İki insan arasındaki iletişimde ilk izlenim en önemli konudur. İki insan<br />
birbiriyle karşılaştıkları her anda ilişki yeniden başlar. Çocuğunuz akşam<br />
eve geldiğinde ilk izleniminizle ilk mesajı veriyorsunuz. &#8221; Çok yorgunum,<br />
öf&#8221; diye kapıyı açıyorsanız, başka bir şey; &#8220;hoş geldin&#8221; diye kapıyı<br />
açıyorsanız, başka bir şey başlıyor aranızda. Onun için ebeveyn çocuk<br />
ilişkilerinde de iletişimin en temel özelliğinin ilk izlenim, ilk an<br />
olduğunu unutmamamız gerekiyor.</p>
<p>İkinci önemli özellik, iletişimin iki kişiyle kurulduğudur. Anne-babalar<br />
çocukla konuşunca iletişim kurduklarını düşünüyorlar. Halbuki konuşma başka<br />
iletişim başkadır. Diyelim ki çocuğunuz legolarını çıkarttı, oyun oynuyor.<br />
Siz de ona kahvaltı hazırladınız. İçeriden &#8220;kahvaltın hazır, hadi gel&#8221; diye<br />
sesleniyorsunuz. Çocuğunuzla iletişim kurduğunuzu düşünüyorsunuz. Halbuki<br />
siz ona yalnızca seslendiniz. O legolarının dünyasında. Üç kere daha<br />
sesleniyorsunuz, dördüncüsünde kızıyorsunuz ama o sizin niye kızdığınızı hiç<br />
anlamıyor. Çünkü sizin ilk bağırmalarınızı hiç duymadı. İletişim<br />
karşınızdaki kişiyle birlikte ilerleyen bir süreçtir ve önce onun dünyasına<br />
girerek başlamanız gerekiyor.<span style="font-weight:bold;"> İletişim kişiye değil, kişiyle birlikte</span><br /><span style="font-weight:bold;">yapılır.</span></p>
<p><span style="font-weight:bold;">İletişimin bir başka özelliği de bir bütün olmasıdır. Yani sadece doğru</span><br /><span style="font-weight:bold;">kelimeler kullanılarak, ses tonunuzun ya da beden dilinizin doğru olmasıyla</span><br /><span style="font-weight:bold;">doğru iletişim kurulmuyor. Bunların üçünün bir arada ve içiçe uygun</span><br /><span style="font-weight:bold;">şekillerde kullanılıyor olması, sağılıklı iletişim için çok önemli.</span></p>
<p>Anne-babaların önemli bir bölümü de iletişimi bilgi vermek zannediyorlar.<br />
Çoğu kez ebeveynler en önemli rollerinin çocuğa hayatı öğretmek olduğunu<br />
düşünüyorlar. Oysa kimse kimseye hayatı öğretemiyor. Hayat yaşanılarak<br />
öğreniliyor. <span style="font-weight:bold;">Çocuğumuza hayatla ilgili pek çok reçete yazabiliriz, ama bu</span><br /><span style="font-weight:bold;">reçetelerin hiçbiri doğru modeller olmamız kadar etkili olamaz.</span> Elbette<br />
çocuğumuzu hayat karşısında bilgilendirmemiz gerekir ama iletişim kurmak<br />
başka bir şeydir.İletişim eşittir bilgi değil. <span style="font-weight:bold;">İletişim eşittir duygu,</span><br /><span style="font-weight:bold;">düşünce ve davranış beraberliğidir.</span> <span style="font-weight:bold;">Yoksa, televizyon ekranından konuşan</span><br /><span style="font-weight:bold;">herhangi bir kişi olursunuz çocğunuzun gözünde.</span></p>
<p><span style="font-weight:bold;text-decoration:underline;">İletişimde dinlemenin rolü nedir?</span><br />
Elbette iletişimin çok önemli bir basamağını, dinleme oluşturur. Doğru<br />
dinleyemiyorsak, doğru konuşma şansımız yok. Biz halbuki iletişimi<br />
genellikle konuşma olarak düşünürüz. Dinleme alışkanlğı bizim kültürümüzde<br />
oldukça zayıf. Dinlemeye açık değiliz. Ülkemizde leb demeden leblebiyi<br />
anlamak bir fazilet gibi artaya konulur. Halbuki leb demeden leblebinin<br />
anlaşılması aslında bir iletişim hatasıdır. Çünkü karşınızdaki insan belki<br />
başka bir şey diyecektir. Kendi zihnimizdeki kalıplarla karşımızdakileri<br />
algılamaya alıştığımızdan, dinleme becerimiz de ortadan kalkıyor. <span style="font-weight:bold;">İletişimin</span><br /><span style="font-weight:bold;">konuşmaktan çok daha önemli bir bölümü dinlemedir. Çünkü dinleyerek</span><br /><span style="font-weight:bold;">anlayacağız. Anladıktan sonra anlatacağız. Anladığımız ve anlattığımız</span><br /><span style="font-weight:bold;">uyuşuyorsa da anlaşacağız. Yani çok kritik üç A&#8217;dan söz ediyoruz:</span><br /><span style="font-weight:bold;">Anlamak-Anlatmak-Anlaşmak.</span> Anlaşmayı biz kendimizi anlatmak olarak<br />
anlıyoruz. Ama karşı taraf, çocuğumuz ne kadar anladı? Orada çok ciddi bir<br />
soru işareti var. Çocukları kendi zihnimizdeki gibi sanıyoruz. Çok süratli<br />
büyüdüklerini, süratle geliştiklerini, yeni arayışlar içersinde olduklarını,<br />
değişen bir yapıda olduklarını içimize sindirmemiz ve onlara gerçekten<br />
ulaşabilmemiz için çok iyi dinlememiz gerekiyor.</p>
<p>Dinleme hem düşünce, hem duygu düzeyinde önemlidir. Duyguları anlamak,<br />
hissetmek de bizim yabancı olduğumuz bir şey. Ancak karşımızdakiyle aynı<br />
şekilde hissediyorsak bir duygu beraberliğinden söz ediyoruz. Halbuki hiç<br />
öyle hissetmeyebiliriz. Örneğin, çocuğun eve geç gelmesi durumunda annenin<br />
yaşadığıyla babanın yaşadığı birbirinden çok farklı olabilir. Anne ve<br />
babanın birbirine empati kurabilmesi, duygularını anlayabilmesi için aynı<br />
duyguyu yaşamaları gerekmez. Sadece karşıdakinin nasıl yaşadığının farkında<br />
olmalarını ihtiyaç var. Baba bunu saygısızlık olarak kabul ederken anne<br />
çocuğun sağlığını dert ediyor olabilir. Anne ve babanın birbirini anlamaması<br />
durumunda ailede, çocuğun geç kalmasının dışında bir çatışma daha çıkar.<br />
Anne babayı çocuğunu hiç merak etmediği için, baba da anneyi çocuğu aşırı<br />
kollayarak saygısız tavırlarına sebep olduğu için eleştirir. Anne ve babanın<br />
birbirlerini anlamamaları yüzünden çıkan tartışmada çocuğun geç kalmasının<br />
bir kenara itildiği bile görülür. İletişimin amacına ulaşması, karşımızdaki<br />
insanı doğru dinlememiz, onun duygusunu doğru tanımamız ve düşüncesine saygı<br />
göstermemizle mümkün olabilir. Bunun da temelinde dinleme yatar.</p>
<p><span style="font-weight:bold;">Çocukların kendilerini daha iyi ifade edebilmeleri için anne-babalar nasıl</span><br /><span style="font-weight:bold;">bir yaklaşım içinde olmalı ?</span></p>
<p>Çocukların kendilerini daha iyi ortaya koymalarına imkan vermek anne ve<br />
babaya düşen önemli bir sorumluluktur. Fakat çocuklar kendilerini ifade etme<br />
konusunda farklı özelliklere sahip olabiliyorlar. Kimisi daha heyecanlı, çok<br />
daha önde olabiliyor, kimisi de çok daha geride, daha az konuşkan<br />
olabiliyor. Anne-babalar, &#8220;çocuklarınızla iletişim kurun, onların<br />
açılmalarına, kendilerini ortaya koymalarına yardımcı olun&#8221; mesajını onlara<br />
sürekli olarak &#8220;nasılsın, bugün ne yaptın, şimdi ne hissediyorsun&#8221; gibi<br />
sorular sormak olarak anlıyorlarsa yanılıyorlar. Çünkü bu yaklaşımın da<br />
çocuğa uygun olarak ortaya konması gerekiyor. Bazı çocuklar böyle doğrudan<br />
doğruya kendilerine soru yöneltindiğinde, geçiştirip tamamen içlerine<br />
kapanabilirler. Onun için çocuktan gelen mesajı doğru değerlendirmek,<br />
ebeveynin çocuğunu açmasını yardımcı olacak en önemli konu. Diyelim,<br />
okuldaki bir arkadaşının bir sözünü nakletmiş, ancak siz yeterince<br />
önemsememişsinizdir; bir süre sonra &#8221; bugün okulda ne oldu&#8221; diye sorarsınız,<br />
o da &#8220;hiçbir şey diye&#8221; cevap verir. &#8220;Serviste ne yaptınız?&#8221; , &#8220;Orada da bir<br />
şey olmadı.&#8221; Bir bakarsınız, konuşma hiç ilerliyemiyor; çünkü çocuğunuzudan<br />
gelen mesajı zamanında duyarlı olup değerlendirmemişsiniz.</p>
<p>Kendi duygu dünyamızın karışıklıklarıyla meşgulsek, diğer insanlara<br />
(çocuğumuza) kendimizi veremiyoruz. Galiba iletişimin en zor noktası bu. Biz<br />
kendi içimizde suküneti ve rahatlığı yakalayamıyorsak, çocuklarımızı tanıma<br />
şansını da bulamıyoruz.</p>
<p>Mümkün olduğu kadar çocukların gündeme getirdiği konular üzerinde konuşmak<br />
önemli. Siz çocuğunuzun öğretmeniyle ilişkisini öğrenmeyi düşünürken o belki<br />
size topa nasıl vurulması gerektiğini ya da arkadaşının saçına taktığı bir<br />
tokayı anlatacaktır. Sizin için o toka hiç ilginç ya da önemli olmayabilir.<br />
Ancak çocuğunuz için önemlidir ve onun anlattıklarına yoğunlaşmazsanız,<br />
çocuğunuzu tanıyamazsınız. Onun konuşmaya girmeye hazır olduğu yeri<br />
kaçırırsanız, iletişim şansını kaybedersiniz. Çocuklarımızla iletişim<br />
kurmanın en temel noktası, onların bize vermek istedikleri mesajları<br />
zamanında fark edebilmek, hissedebilmek ve iletişimi o noktada<br />
geliştirmektir. Halbuki biz kendi kalıplarımıza onları sokmaya çalışıyoruz.<br />
Bir süre giriyorlar ama sonra onlar da vazgeçiyorlar.</p>
<p>İkili iletişim, odak iletişim, engelli iletişim gibi bir takım iletişim<br />
tanımları yapıyoruz. İkili iletişimin odak iletişime dönüşmesi ileri<br />
dönemlerinde yani anne, baba ve çocuk arasındaki ilişkinin bozulmaya<br />
başladığı dönemlerde ortaya çıkıyor. Anne-babalar &#8220;seninle konuşacaklarımız<br />
var&#8221; diyerek karşılarına alıyor vebaşlıyorlar anlatmaya. Ama bu bir odak<br />
ilişki, iletişim değil. Sadece çocuğa mesaj verici. Ondan anneye bir şey<br />
gelmiyor. Anne-baba onu dinlemiyor. Yani iletişimin &#8220;ileti&#8221; bölümü var,<br />
&#8220;şim&#8221; bölümü yok. İletiyor ama iletişemiyor.</p>
<p><span style="font-weight:bold;">Çatışma çıktığı anda ne yapılmalı?</span></p>
<p>Aile hayatında çatışma her zaman vardır. Buradaki en kritik nokta kriz<br />
anında krizin çözülmeyeceği bilincinin anne ve babada oluşması. Eğer bir<br />
kriz varsa duygular çok yüksek noktada demektir. Duyguların bu kadar tepe<br />
noktada olduğu bir anda o krizi sizin farklı görüş açılarıyla çözmeye<br />
çalışmanız, o krizi ancak büyütür. Kriz yaşanır, duygular yatışır ancak,<br />
ondan sonra sizin bilgi içerikli iletişiminiz çocuğunuz ve aileniz için<br />
faydalı olabilir. Kriz yaşanırken sormanız gerekn en önemli soru: &#8220;burada<br />
durumun değişmesini asıl kim istiyor&#8221;dur. Bu soruyu doğru cevaplayamazsanız,<br />
iletişime de doğru başlayamazsınız. Çünkü o krizde yaşanan olayda, çocuk<br />
mevcut durumu değiştirmek istiyorsa dinlemeye, anlamaya dönük bir iletişim<br />
tekniği kullanacaksınızdır. Durumu değiştirmek isteyen sizseniz, kendinizi<br />
ifade etmeye yani anlatmaya dönük bir iletişim tekniği olacaktır. Bunun için<br />
kriz anı çok doğru çözümlenmesi gereken, belki de ebeveynlerin kendi<br />
davranışlarını en çok gözden geçirmeleri gereken andır. Çünkü kriz anında<br />
doğru tepkiyi vermezlerse birbirlerinden gittikçe uzaklaşacaktır insanlar,<br />
ama kriz anında doğru tepkiyi verebiliyorlarsa birlikte geçmişe bakmak ve<br />
ileriye doğru daha büyük bir adım atmak mümkün.</p>
<p>Krize yol açan olayı çok fazla dağıtmamak, genişletmemek de önemlidir.<br />
Diyelim ki çocuğun yaptığı bir hatalı davranışın üzerine konuşuyoruz. &#8220;Zaten<br />
sen dün de onu yapmıştın, arkadaşların da şöyle demişti, anneannen de senden<br />
memnun değil&#8221; gibi yaklaşımlarla konu o kadar genişler ki sizin o andaki<br />
konuşma konuzun ortadan kalkar. Sağlıklı iletişimin olmadığı ailelerde<br />
krizin büyümesi, başlangıç noktasının bile kaybedilmesi mümkün. Duygu ve<br />
düşüncelerimizi disipline etmek ve amacı gözden kaçırmamak kriz zamanlarında<br />
özellikle önemli.</p>
<p>Aile bireylerinin birbirlerine duygusal yatırımlarını çok güçlü yapmış<br />
olmaları da krizin çözümünde çok kolaylaştırıcı bir yol oynar. Birbirini<br />
seven, sayan ve sağlıklı iletişim kurabilen insanlar arasında sorunları<br />
çözmek daha kolaydır.</p>
<p>Eğer amaç aile bütünlüğünü ayakta tutmak, uyumlu ve doyumlu ilişkiler<br />
yaşamak, özgüvenli, sağlıklı, mutlu çocuklar yetiştirmek ise, bütün<br />
tutumlarımızı buna göre yönlendirmek durumundayız. Bu da ancak yetişkinlerin<br />
üstün gayretleri, zekaları, duygusal olgunlukları ile sağlanabilir.</p>
<p><span style="font-weight:bold;">www.ozelpedagog.com www.ozeldanisman.net www.ekremculfa.com</span></p>
<div style="text-align:center;"></div>
<div>
<div style="text-align:center;"><span style="font-size:large;"><span style="font-weight:bold;color:#800000;"><span style="font-size:small;"><span style="color:#ff6600;">YEDİ-YİRMİDÖRT  PSIKOLOJIK-PEDAGOJIK DANIŞMANLIK, KİŞİSEL GELİŞİM ve EĞİTİM HİZMETLERİ </span></span></span></span><br /><span style="font-size:large;"><span style="font-weight:bold;color:#800000;"><span style="font-size:small;"><span style="color:#ff6600;">Rıhtım cad. KADIKÖY </span></span></span></span><br /><span style="font-size:large;"><span style="font-weight:bold;color:#800000;"><span style="font-size:small;"><span style="color:#ff6600;">Telefonlarımız: </span><span style="color:#ff6600;">05057675885 &#8211; 05333738123 &#8211; 02163476003</span></span></span></span><br /><span style="font-size:large;"><span style="font-weight:bold;color:#800000;"><span style="font-size:small;"><span style="color:#ff6600;">www.ekremculfa.com</span></span></span></span> <span style="font-size:large;"><span style="font-weight:bold;color:#800000;"><span style="font-size:small;"><span style="color:#ff6600;">Assoc. Prof. Dr. Ekrem Çulfa</span></span></span></span> <span style="font-size:large;"><span style="font-weight:bold;color:#800000;"><span style="font-size:small;"><span style="color:#ff6600;">MSN: ekremculfa@hotmail.com</span></span></span></span><br />
<span style="font-size:large;"></span></div>
<p><span style="font-size:large;"><span style="font-weight:bold;color:#800000;">Sorunlarımızı bir arkadaşımızla paylaşmak yerine Bir Pedagog veya Psikoloğa danışmak arasındaki Farklar nelerdir?</span></span><br />
Her insan gibi; zaman zaman zor günler geçirebiliriz ve bu dönemlerde bütün ihtiyacımız iyi bir arkadaşın bizi dinlemesi, anlaması ve yanımızda olup destek vermesi olabilir. Fakat sorunlarımız daha ciddi bir problemden kaynaklandığında arkadaşımızın bizi yargısızca dinleyebilmesi imkansız hale gelebilir. En iyi arkadaşımız bile bu sorunlar karşısında bizi neşelendirmeye yada aynı sorunu tekrar tekrar konuşmamızdan rahatsızlık duymaya başlayabilir. İşin aslı bazen içinde bulunduğumuz ruh halinde kalmamız, ve konuyu yeterince anlayana kadar tekrar tekrar konuşmamız son derece çok önemlidir.</div>
<div></div>
<div>Bir Pedagog veya Psikologtaki görüşmeniz size; duygu ve düşüncelerinizden dolayı yargılanmadan güvenli bir ortam içinde problemlerinizi incelemenize imkan yaratır. Bir Pedagog veya Psikolog; sizin veya çocuğunuzun bilinç altınızda yatan sorunlara inebilir ve yaşadığınız bu problemleri neden yaşadığınızı, nasıl değiştirebileceğinizi söyleyebilir ve aşmanız gereken süreçleri geçirmenize destek olabilir.</div>
<p><span style="text-decoration:underline;">Oysa arkadaşlar bir probleminiz olduğunu unutmanızı ve geçici olarak kendinizi iyi hissetmenize yardım edebilir.</span></p>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/uzmantv.wordpress.com/9/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/uzmantv.wordpress.com/9/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/uzmantv.wordpress.com/9/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/uzmantv.wordpress.com/9/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/uzmantv.wordpress.com/9/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/uzmantv.wordpress.com/9/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/uzmantv.wordpress.com/9/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/uzmantv.wordpress.com/9/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/uzmantv.wordpress.com/9/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/uzmantv.wordpress.com/9/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/uzmantv.wordpress.com/9/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/uzmantv.wordpress.com/9/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/uzmantv.wordpress.com/9/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/uzmantv.wordpress.com/9/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/uzmantv.wordpress.com/9/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/uzmantv.wordpress.com/9/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=uzmantv.wordpress.com&amp;blog=4806433&amp;post=9&amp;subd=uzmantv&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://uzmantv.wordpress.com/2008/09/10/anne-babalar-cocuklarina-mesaj-iletirken-genelde-ne-tur-hatalar-yapiyorlar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/59e591bd24eeaa091e79106040f10521?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">pedegog</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Anne-babalar çocuklarına mesaj iletirken genelde ne tür hatalar yapıyorlar?  Anne-babaların çocuklarına mesaj iletirken dinleme ve anlatma hataları yaptığını görüyoruz. İletişimin üç temel unsurunda, yani beden dilinde, kelimelerde ve ses tonunda kendilerini kontrol etme, ortak amaçlar doğrultusunda davranma açısından zorluklar yaşıyorlar.  Bir iletişimin sağlıklı olabilmesi için kelimelerin düşüncenizi en doğru şekilde ifade edecek biçimde seçilmesi, ses tonunuzun vurgulamak istediğiniz konuyu netleştirmesi, beden dilinizin de bunları destekleyerekanlatmanıza yardımcı olması gerekiyor. Beden dilinizi, kelimeleri ve ses tonunuzu özen göstermeden, rastgele kullanıyorsanız, amacınızdan uzak kalabiliyorsunuz ve yanlışlar ortaya çıkmaya başlıyor. Bu yanlışlar da özellikle 5-6 yaşlarına kadar olan çocuklarda daha etkili oluyor. Ondan sonra git gide çocukların tepkileri de öğrendikleri modeldeki gibi oluyor ve iletişimsizlikler yaşanmaya başlıyor. Bir iletişimde duygu ve düşüncenin karşı tarafa geçmesi, paylaşılması ve geri gelmesi gibi çok temel bir süreç vardır. Bu yaşanırsa iletişim iki kişinin varlığı ile sürer. Hatalar söz konusu olduğunda iletişim tıkanıyor. Anne babalarla çocuklar arasında duvarlar örülüyor.  Çocukların beden dilinin yetişkinlerinkinden ne gibi farklılkları vardır? Bunu anlamak için nelere dikkat etmeli?  Çocukların beden dili sosyalleşme sürecini tamamlamamış mesajlar içerir. Beden dilini daha çok biopsikolojik tepkilerimizin oluşturduğunu görüyoruz, kızgınlık, sevinç, ağlamak, gülmek gibi. Doğuşumuzdan itibaren bedensel mesajlarla duygu ve düşüncelerimizi hareketle veya hareketsiz iletiriz. Öte yandan, masaya yumruğumuzu vurmak, ayak ayak üstüne atmak gibi, sosyal rollerle birlikte öğrenilen beden dilleri ve jestleri de var.  Çocuklarla ebeveynler arasındaki fark, çocukların bu sosyal beden dilini bizden öğreniyor olmalıdır. Doğduklarında sosyal yapının ve kültürel özelliklerin kazandıracağı jest ve mimikler henüz olmadığı için çok yalındırlar. Onun için çocukların beden dili mesajlarını almamız çok kolaydır. Çocuk çoşkusunu, sevincini, mutluluğunu çok hoş tarif eder. Ama mesela misafir geldiğinde yanlarına gitmek istemez. Çünkü henüz sosyalleşmemiştir. Zamanla kurallara uyar. Sosyal rol olarak artık ne yapması gerektiğini öğrenmiştir. Asıl kıymetli olan, sosyal rollerin öncesinde çocuklarımızla ne yaşadığımızı anlamamıza yardımcı olacak beden dilleridir. Bunları iyi anlar ve doğru yönlendirirsek, aile içi verimli bir iletişim ortamının temellirini atmış oluruz.  Çocuğumuz istenmeyen bir davranış yaptığında bununla ilgili duygu ve düşüncelerimizi ona yansıtma biçimimiz zamanla çocuğun bu tür davranışlarını açığa çıkartmamak için bazı kapatma jestleri kullanmaya başlamasına yol açabiliyor. Çocukta hatalı davranışları göstermeme eğilimleri ortaya çıkmaya başlayabiliyor. Doğru iletişim kuramayınca çocuklarımızın doğru öğrenmesini de engelliyoruz. Şunu kabul etmeliyiz: Çocuklar hata yapacaklar, çünkü her insan hata yapıyor. Çocuklarımızın hatalarından pay alıp ilrleyebilmemiz için çok sağlıklı bir iletişim ortamında bulunmamız gerekiyor. Diyelim, elindeki bir bardağı düşürüp kıran bir çocuğa, &#8220;ne kadar dikkatsizsin&#8221;, &#8220;bu birtakım bardak kaç para biliyor musun&#8221; gibi yaklaşıyorsak, çocuk da kırdığını saklamaya başlıyor.  Çünkü kendi sıkıntımızı anlatıyor ama onunkini dinlemiyoruz. Ya da annesinin tasvip etmediği bir arkadaşıyla birlikte oluyor ama annesine söylemiyor. Böyle böyle de duvarlar örülüyor ve iletişim engelleri ortaya çıkmaya başlıyor. Oysa çocukların bu gibi, bir şeyleri sakladığı durumlarda birtakım beden dili jestleri vardır. Örneğin konuşurken ağzını kapatabilir, önüne bakabilir ya da gözünü annesinin gözünden kaçırabilir. Gerçekte yaptığını değil annesinin istediği bir şeyi söylerken tepkilerini kontrol etmek için anneyle bedensel ilişkiye girmemeye gayret eder çocuk.  Bu, çocuğun aslında ne yaptığını anlamak için güzel bir imkandır oysa bu durumu fark eden anne-babalar, &#8220;belli ki sen yanlış bir şey yaptın; gözümün içine bak da söyle&#8221; diyerek çocuğun üstne gidiyorlar. Bu da çocuğu anne babasının gözlerinin içine baka baka doğru söylememeye teşvik ediyor. Böylece bir sosyal beden dili olarak, istemediğimiz şeyleri çocuklarımıza öğretiyoruz. Çocuk ondan sonra gözünüzün içine baka baka gerçeği kolaylıkla gizleyebiliyor.  Çünkü siz ona artık yanlış bir kalıp öğrettiniz. Sağlıklı ve birbirini doğru anlayan, birlikte daha doğruyu arayacak insanlar olmaktan çıkarttınız kendinizi ve onu.  Anne-babalar çocuklardan mesaj alırken ne tür hatalara düşüyorlar?  Hata şu gerçeği özümsememekten başlıyor; Çocuklar farklı ve bizim dışımızda bireyler. Ben doğurduğum için benim düşündüğüm gibi olmuyor. Madem ki bizim çocuğumuz, öyleyse bizim düşündüğümüz gibi olsun dedikçe anne babayla çocuk arasındaki iletişim bozulmaya başlıyor. Anne ve babanın çocuğu kendi kafasındaki gibi görmekten kaçınması lazım.  Bu çocuk benim çocuğum ama benim kafamdaki kalıba uymayabilir çünkü o başka bir insan. Bunu derinden hissetmek ve kabul etmek lazım.  Biz çocuklardan saygı bekliyoruz ama onlara onlara aynı saygıyı gösteriyor muyuz? Göstermediğimiz zaman hatalı iletişim başlamış oluyor. Onların farklı birer varlık olduğu bilincinde olması anne ve babanın sağlıklı iletişime geçmesindeki en temel faktör. &#8220;Üşürsün giy&#8221; demek yerine &#8220;bana hava biraz serinledi gibi geliyor. Üşüdüğümü hissediyorum. Üzerime bir çeket alacağım. Sen nasıl hissediyorsun?&#8221; diyebilmeliyiz. Çünkü üşüme o an size ait bir yaşantı. Çocuğun bu tür yaşantıları kendi kendisine algılamaya ihtiyacı vardır. Anne-babalar bunu yapmadıkça bağımlı olan ama bağımsızlık özlemi içerisinde koşan bir nesil artaya çıkarıyor. Çoçuğun somut ilişkilere ihtiyac duyduğunu anlamalıyız. Çünkü soyutlayabilme yeteneği insanın daha sonradan geliştirdiği, 10-11 yaşlarındaki dönemlerinde ortaya çıkan bir özellik. Oysa biz çocuklara iyi, kötü, ahlaklı, ahlaksız, sayglı, saygısız gibi şeyler söylüyoruz. Bu kavramları bizim anladığımız gibi anlamıyor çocuklar. Çocuklarla ilişki için gerçekten özen göstermek, öğrenmeye çalışmak zorundayız.  İletişimin temel özellikleri nelerdir?  İki insan arasındaki iletişimde ilk izlenim en önemli konudur. İki insan birbiriyle karşılaştıkları her anda ilişki yeniden başlar. Çocuğunuz akşam eve geldiğinde ilk izleniminizle ilk mesajı veriyorsunuz. &#8221; Çok yorgunum, öf&#8221; diye kapıyı açıyorsanız, başka bir şey; &#8220;hoş geldin&#8221; diye kapıyı açıyorsanız, başka bir şey başlıyor aranızda. Onun için ebeveyn çocuk ilişkilerinde de iletişimin en temel özelliğinin ilk izlenim, ilk an olduğunu unutmamamız gerekiyor.  İkinci önemli özellik, iletişimin iki kişiyle kurulduğudur. Anne-babalar çocukla konuşunca iletişim kurduklarını düşünüyorlar. Halbuki konuşma başka iletişim başkadır. Diyelim ki çocuğunuz legolarını çıkarttı, oyun oynuyor. Siz de ona kahvaltı hazırladınız. İçeriden &#8220;kahvaltın hazır, hadi gel&#8221; diye sesleniyorsunuz. Çocuğunuzla iletişim kurduğunuzu düşünüyorsunuz. Halbuki siz ona yalnızca seslendiniz. O legolarının dünyasında. Üç kere daha sesleniyorsunuz, dördüncüsünde kızıyorsunuz ama o sizin niye kızdığınızı hiç anlamıyor. Çünkü sizin ilk bağırmalarınızı hiç duymadı. İletişim karşınızdaki kişiyle birlikte ilerleyen bir süreçtir ve önce onun dünyasına girerek başlamanız gerekiyor. İletişim kişiye değil, kişiyle birlikte yapılır.  İletişimin bir başka özelliği de bir bütün olmasıdır. Yani sadece doğru kelimeler kullanılarak, ses tonunuzun ya da beden dilinizin doğru olmasıyla doğru iletişim kurulmuyor. Bunların üçünün bir arada ve içiçe uygun şekillerde kullanılıyor olması, sağılıklı iletişim için çok önemli.  Anne-babaların önemli bir bölümü de iletişimi bilgi vermek zannediyorlar. Çoğu kez ebeveynler en önemli rollerinin çocuğa hayatı öğretmek olduğunu düşünüyorlar. Oysa kimse kimseye hayatı öğretemiyor. Hayat yaşanılarak öğreniliyor. Çocuğumuza hayatla ilgili pek çok reçete yazabiliriz, ama bu reçetelerin hiçbiri doğru modeller olmamız kadar etkili olamaz. Elbette çocuğumuzu hayat karşısında bilgilendirmemiz gerekir ama iletişim kurmak başka bir şeydir.İletişim eşittir bilgi değil. İletişim eşittir duygu, düşünce ve davranış beraberliğidir. Yoksa, televizyon ekranından konuşan herhangi bir kişi olursunuz çocğunuzun gözünde.  İletişimde dinlemenin rolü nedir?  Elbette iletişimin çok önemli bir basamağını, dinleme oluşturur. Doğru dinleyemiyorsak, doğru konuşma şansımız yok. Biz halbuki iletişimi genellikle konuşma olarak düşünürüz. Dinleme alışkanlğı bizim kültürümüzde oldukça zayıf. Dinlemeye açık değiliz. Ülkemizde leb demeden leblebiyi anlamak bir fazilet gibi artaya konulur. Halbuki leb demeden leblebinin anlaşılması aslında bir iletişim hatasıdır. Çünkü karşınızdaki insan belki başka bir şey diyecektir. Kendi zihnimizdeki kalıplarla karşımızdakileri algılamaya alıştığımızdan, dinleme becerimiz de ortadan kalkıyor. İletişimin konuşmaktan çok daha önemli bir bölümü dinlemedir. Çünkü dinleyerek anlayacağız. Anladıktan sonra anlatacağız. Anladığımız ve anlattığımız uyuşuyorsa da anlaşacağız. Yani çok kritik üç A&#8217;dan söz ediyoruz: Anlamak-Anlatmak-Anlaşmak. Anlaşmayı biz kendimizi anlatmak olarak anlıyoruz. Ama karşı taraf, çocuğumuz ne kadar anladı? Orada çok ciddi bir soru işareti var. Çocukları kendi zihnimizdeki gibi sanıyoruz. Çok süratli büyüdüklerini, süratle geliştiklerini, yeni arayışlar içersinde olduklarını, değişen bir yapıda olduklarını içimize sindirmemiz ve onlara gerçekten ulaşabilmemiz için çok iyi dinlememiz gerekiyor.  Dinleme hem düşünce, hem duygu düzeyinde önemlidir. Duyguları anlamak, hissetmek de bizim yabancı olduğumuz bir şey. Ancak karşımızdakiyle aynı şekilde hissediyorsak bir duygu beraberliğinden söz ediyoruz. Halbuki hiç öyle hissetmeyebiliriz. Örneğin, çocuğun eve geç gelmesi durumunda annenin yaşadığıyla babanın yaşadığı birbirinden çok farklı olabilir. Anne ve babanın birbirine empati kurabilmesi, duygularını anlayabilmesi için aynı duyguyu yaşamaları gerekmez. Sadece karşıdakinin nasıl yaşadığının farkında olmalarını ihtiyaç var. Baba bunu saygısızlık olarak kabul ederken anne çocuğun sağlığını dert ediyor olabilir. Anne ve babanın birbirini anlamaması durumunda ailede, çocuğun geç kalmasının dışında bir çatışma daha çıkar. Anne babayı çocuğunu hiç merak etmediği için, baba da anneyi çocuğu aşırı kollayarak saygısız tavırlarına sebep olduğu için eleştirir. Anne ve babanın birbirlerini anlamamaları yüzünden çıkan tartışmada çocuğun geç kalmasının bir kenara itildiği bile görülür. İletişimin amacına ulaşması, karşımızdaki insanı doğru dinlememiz, onun duygusunu doğru tanımamız ve düşüncesine saygı göstermemizle mümkün olabilir. Bunun da temelinde dinleme yatar.  Çocukların kendilerini daha iyi ifade edebilmeleri için anne-babalar nasıl bir yaklaşım içinde olmalı ?  Çocukların kendilerini daha iyi ortaya koymalarına imkan vermek anne ve babaya düşen önemli bir sorumluluktur. Fakat çocuklar kendilerini ifade etme konusunda farklı özelliklere sahip olabiliyorlar. Kimisi daha heyecanlı, çok daha önde olabiliyor, kimisi de çok daha geride, daha az konuşkan olabiliyor. Anne-babalar, &#8220;çocuklarınızla iletişim kurun, onların açılmalarına, kendilerini ortaya koymalarına yardımcı olun&#8221; mesajını onlara sürekli olarak &#8220;nasılsın, bugün ne yaptın, şimdi ne hissediyorsun&#8221; gibi sorular sormak olarak anlıyorlarsa yanılıyorlar. Çünkü bu yaklaşımın da çocuğa uygun olarak ortaya konması gerekiyor. Bazı çocuklar böyle doğrudan doğruya kendilerine soru yöneltindiğinde, geçiştirip tamamen içlerine kapanabilirler. Onun için çocuktan gelen mesajı doğru değerlendirmek, ebeveynin çocuğunu açmasını yardımcı olacak en önemli konu. Diyelim, okuldaki bir arkadaşının bir sözünü nakletmiş, ancak siz yeterince önemsememişsinizdir; bir süre sonra &#8221; bugün okulda ne oldu&#8221; diye sorarsınız, o da &#8220;hiçbir şey diye&#8221; cevap verir. &#8220;Serviste ne yaptınız?&#8221; , &#8220;Orada da bir şey olmadı.&#8221; Bir bakarsınız, konuşma hiç ilerliyemiyor; çünkü çocuğunuzudan gelen mesajı zamanında duyarlı olup değerlendirmemişsiniz.  Kendi duygu dünyamızın karışıklıklarıyla meşgulsek, diğer insanlara (çocuğumuza) kendimizi veremiyoruz. Galiba iletişimin en zor noktası bu. Biz kendi içimizde suküneti ve rahatlığı yakalayamıyorsak, çocuklarımızı tanıma şansını da bulamıyoruz.  Mümkün olduğu kadar çocukların gündeme getirdiği konular üzerinde konuşmak önemli. Siz çocuğunuzun öğretmeniyle ilişkisini öğrenmeyi düşünürken o belki size topa nasıl vurulması gerektiğini ya da arkadaşının saçına taktığı bir tokayı anlatacaktır. Sizin için o toka hiç ilginç ya da önemli olmayabilir. Ancak çocuğunuz için önemlidir ve onun anlattıklarına yoğunlaşmazsanız, çocuğunuzu tanıyamazsınız. Onun konuşmaya girmeye hazır olduğu yeri kaçırırsanız, iletişim şansını kaybedersiniz. Çocuklarımızla iletişim kurmanın en temel noktası, onların bize vermek istedikleri mesajları zamanında fark edebilmek, hissedebilmek ve iletişimi o noktada geliştirmektir. Halbuki biz kendi kalıplarımıza onları sokmaya çalışıyoruz. Bir süre giriyorlar ama sonra onlar da vazgeçiyorlar.  İkili iletişim, odak iletişim, engelli iletişim gibi bir takım iletişim tanımları yapıyoruz. İkili iletişimin odak iletişime dönüşmesi ileri dönemlerinde yani anne, baba ve çocuk arasındaki ilişkinin bozulmaya başladığı dönemlerde ortaya çıkıyor. Anne-babalar &#8220;seninle konuşacaklarımız var&#8221; diyerek karşılarına alıyor vebaşlıyorlar anlatmaya. Ama bu bir odak ilişki, iletişim değil. Sadece çocuğa mesaj verici. Ondan anneye bir şey gelmiyor. Anne-baba onu dinlemiyor. Yani iletişimin &#8220;ileti&#8221; bölümü var, &#8220;şim&#8221; bölümü yok. İletiyor ama iletişemiyor.  Çatışma çıktığı anda ne yapılmalı?  Aile hayatında çatışma her zaman vardır. Buradaki en kritik nokta kriz anında krizin çözülmeyeceği bilincinin anne ve babada oluşması. Eğer bir kriz varsa duygular çok yüksek noktada demektir. Duyguların bu kadar tepe noktada olduğu bir anda o krizi sizin farklı görüş açılarıyla çözmeye çalışmanız, o krizi ancak büyütür. Kriz yaşanır, duygular yatışır ancak, ondan sonra sizin bilgi içerikli iletişiminiz çocuğunuz ve aileniz için faydalı olabilir. Kriz yaşanırken sormanız gerekn en önemli soru: &#8220;burada durumun değişmesini asıl kim istiyor&#8221;dur. Bu soruyu doğru cevaplayamazsanız, iletişime de doğru başlayamazsınız. Çünkü o krizde yaşanan olayda, çocuk mevcut durumu değiştirmek istiyorsa dinlemeye, anlamaya dönük bir iletişim tekniği kullanacaksınızdır. Durumu değiştirmek isteyen sizseniz, kendinizi ifade etmeye yani anlatmaya dönük bir iletişim tekniği olacaktır. Bunun için kriz anı çok doğru çözümlenmesi gereken, belki de ebeveynlerin kendi davranışlarını en çok gözden geçirmeleri gereken andır. Çünkü kriz anında doğru tepkiyi vermezlerse birbirlerinden gittikçe uzaklaşacaktır insanlar, ama kriz anında doğru tepkiyi verebiliyorlarsa birlikte geçmişe bakmak ve ileriye doğru daha büyük bir adım atmak mümkün.  Krize yol açan olayı çok fazla dağıtmamak, genişletmemek de önemlidir. Diyelim ki çocuğun yaptığı bir hatalı davranışın üzerine konuşuyoruz. &#8220;Zaten sen dün de onu yapmıştın, arkadaşların da şöyle demişti, anneannen de senden memnun değil&#8221; gibi yaklaşımlarla konu o kadar genişler ki sizin o andaki konuşma konuzun ortadan kalkar. Sağlıklı iletişimin olmadığı ailelerde krizin büyümesi, başlangıç noktasının bile kaybedilmesi mümkün. Duygu ve düşüncelerimizi disipline etmek ve amacı gözden kaçırmamak kriz zamanlarında özellikle önemli.  Aile bireylerinin birbirlerine duygusal yatırımlarını çok güçlü yapmış olmaları da krizin çözümünde çok kolaylaştırıcı bir yol oynar. Birbirini seven, sayan ve sağlıklı iletişim kurabilen insanlar arasında sorunları çözmek daha kolaydır.  Eğer amaç aile bütünlüğünü ayakta tutmak, uyumlu ve doyumlu ilişkiler yaşamak, özgüvenli, sağlıklı, mutlu çocuklar yetiştirmek ise, bütün tutumlarımızı buna göre yönlendirmek durumundayız. Bu da ancak yetişkinlerin üstün gayretleri, zekaları, duygusal olgunlukları ile sağlanabilir.  www.ozelpedagog.com www.ozeldanisman.net www.ekremculfa.com   YEDİ-YİRMİDÖRT  PSIKOLOJIK-PEDAGOJIK DANIŞMANLIK, KİŞİSEL GELİŞİM ve EĞİTİM HİZMETLERİ Rıhtım cad. KADIKÖY Telefonlarımız: 05057675885 &#8211; 05333738123 &#8211; 02163476003 www.ekremculfa.com Assoc. Prof. Dr. Ekrem Çulfa MSN: ekremculfa@hotmail.com Sorunlarımızı bir arkadaşımızla paylaşmak yerine Bir Pedagog veya Psikoloğa danışmak arasındaki Farklar nelerdir? Her insan gibi; zaman zaman zor günler geçirebiliriz ve bu dönemlerde bütün ihtiyacımız iyi bir arkadaşın bizi dinlemesi, anlaması ve yanımızda olup destek vermesi olabilir. Fakat sorunlarımız daha ciddi bir problemden kaynaklandığında arkadaşımızın bizi yargısızca dinleyebilmesi imkansız hale gelebilir. En iyi arkadaşımız bile bu sorunlar karşısında bizi neşelendirmeye yada aynı sorunu tekrar tekrar konuşmamızdan rahatsızlık duymaya başlayabilir. İşin aslı bazen içinde bulunduğumuz ruh halinde kalmamız, ve konuyu yeterince anlayana kadar tekrar tekrar konuşmamız son derece çok önemlidir.  Bir Pedagog veya Psikologtaki görüşmeniz size; duygu ve düşüncelerinizden dolayı yargılanmadan güvenli bir ortam içinde problemlerinizi incelemenize imkan yaratır. Bir Pedagog veya Psikolog; sizin veya çocuğunuzun bilinç altınızda yatan sorunlara inebilir ve yaşadığınız bu problemleri neden yaşadığınızı, nasıl değiştirebileceğinizi söyleyebilir ve aşmanız gereken süreçleri geçirmenize destek olabilir. Oysa arkadaşlar bir probleminiz olduğunu unutmanızı ve geçici olarak kendinizi iyi hissetmenize yardım edebilir.</title>
		<link>http://uzmantv.wordpress.com/2008/09/10/hello-world/</link>
		<comments>http://uzmantv.wordpress.com/2008/09/10/hello-world/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 10 Sep 2008 09:56:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>pedegog</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[acıbadem]]></category>
		<category><![CDATA[afyon]]></category>
		<category><![CDATA[anneyiz]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[özel ders]]></category>
		<category><![CDATA[öğretmen]]></category>
		<category><![CDATA[bebek]]></category>
		<category><![CDATA[bozukluğu]]></category>
		<category><![CDATA[ders]]></category>
		<category><![CDATA[dershaneler]]></category>
		<category><![CDATA[doktorlar]]></category>
		<category><![CDATA[doktoru]]></category>
		<category><![CDATA[ekrem çulfa]]></category>
		<category><![CDATA[ergen]]></category>
		<category><![CDATA[etüt]]></category>
		<category><![CDATA[hiperaktif]]></category>
		<category><![CDATA[ikizler]]></category>
		<category><![CDATA[ilçesi]]></category>
		<category><![CDATA[iletişim]]></category>
		<category><![CDATA[isalı]]></category>
		<category><![CDATA[kadıköy]]></category>
		<category><![CDATA[köyü]]></category>
		<category><![CDATA[okullar]]></category>
		<category><![CDATA[pedagog]]></category>
		<category><![CDATA[pedagoglar]]></category>
		<category><![CDATA[pedagoji]]></category>
		<category><![CDATA[pedagok]]></category>
		<category><![CDATA[pedegok]]></category>
		<category><![CDATA[pisikolog]]></category>
		<category><![CDATA[psikiyatristler]]></category>
		<category><![CDATA[psikolog]]></category>
		<category><![CDATA[psikologlar]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[sanal psikolog]]></category>
		<category><![CDATA[sınav]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanlar]]></category>
		<category><![CDATA[uzmantv]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanı]]></category>
		<category><![CDATA[şuhut]]></category>

		<guid isPermaLink="false"></guid>
		<description><![CDATA[Anne-babalar çocuklarına mesaj iletirken genelde ne tür hatalar yapıyorlar? Anne-babaların çocuklarına mesaj iletirken dinleme ve anlatma hataları yaptığını görüyoruz. İletişimin üç temel unsurunda, yani beden dilinde, kelimelerde ve ses tonunda kendilerini kontrol etme, ortak amaçlar doğrultusunda davranma açısından zorluklar yaşıyorlar. Bir iletişimin sağlıklı olabilmesi için kelimelerin düşüncenizi en doğru şekilde ifade edecek biçimde seçilmesi, ses [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=uzmantv.wordpress.com&amp;blog=4806433&amp;post=1&amp;subd=uzmantv&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight:bold;">Anne-babalar çocuklarına mesaj iletirken genelde ne tür hatalar yapıyorlar?</span><br />
Anne-babaların çocuklarına mesaj iletirken dinleme ve anlatma hataları<br />
yaptığını görüyoruz. İletişimin üç temel unsurunda, yani <span style="font-weight:bold;">beden dilinde,</span><br /> <span style="font-weight:bold;">kelimelerde ve ses tonunda kendilerini kontrol etme, ortak amaçlar</span><br /> <span style="font-weight:bold;">doğrultusunda davranma</span> açısından zorluklar yaşıyorlar.</p>
<p><span style="font-weight:bold;">Bir iletişimin sağlıklı olabilmesi için kelimelerin düşüncenizi en doğru şekilde ifade</span><br /> <span style="font-weight:bold;">edecek biçimde seçilmesi, ses tonunuzun vurgulamak istediğiniz konuyu</span><br /> <span style="font-weight:bold;">netleştirmesi, beden dilinizin de bunları destekleyerekanlatmanıza yardımcı</span><br /> <span style="font-weight:bold;">olması gerekiyor</span>. Beden dilinizi, kelimeleri ve ses tonunuzu özen<br />
göstermeden, rastgele kullanıyorsanız, amacınızdan uzak kalabiliyorsunuz<br />
ve yanlışlar ortaya çıkmaya başlıyor. Bu yanlışlar da özellikle 5-6<br />
yaşlarına kadar olan çocuklarda daha etkili oluyor. Ondan sonra git gide<br />
çocukların tepkileri de öğrendikleri modeldeki gibi oluyor ve<br />
iletişimsizlikler yaşanmaya başlıyor. Bir iletişimde duygu ve düşüncenin<br />
karşı tarafa geçmesi, paylaşılması ve geri gelmesi gibi çok temel bir süreç<br />
vardır. Bu yaşanırsa iletişim iki kişinin varlığı ile sürer. Hatalar söz<br />
konusu olduğunda iletişim tıkanıyor. Anne babalarla çocuklar arasında<br />
duvarlar örülüyor.</p>
<p><span style="font-weight:bold;">Çocukların beden dilinin yetişkinlerinkinden ne gibi farklılkları vardır?</span><br /> <span style="font-weight:bold;">Bunu anlamak için nelere dikkat etmeli?</span></p>
<p>Çocukların beden dili sosyalleşme sürecini tamamlamamış mesajlar içerir.<br />
Beden dilini daha çok biopsikolojik tepkilerimizin oluşturduğunu görüyoruz,<br />
kızgınlık, sevinç, ağlamak, gülmek gibi. Doğuşumuzdan itibaren bedensel<br />
mesajlarla duygu ve düşüncelerimizi hareketle veya hareketsiz iletiriz. Öte<br />
yandan, masaya yumruğumuzu vurmak, ayak ayak üstüne atmak gibi, sosyal<br />
rollerle birlikte öğrenilen beden dilleri ve jestleri de var.</p>
<p><span style="font-weight:bold;">Çocuklarla</span> <span style="font-weight:bold;">ebeveynler arasındaki fark, çocukların bu sosyal beden dilini bizden</span><br /> <span style="font-weight:bold;">öğreniyor olmalıdır. Doğduklarında sosyal yapının ve kültürel özelliklerin</span><br /> <span style="font-weight:bold;">kazandıracağı jest ve mimikler henüz olmadığı için çok yalındırlar. </span>Onun<br />
için çocukların beden dili mesajlarını almamız çok kolaydır. Çocuk<br />
çoşkusunu, sevincini, mutluluğunu çok hoş tarif eder. Ama mesela misafir<br />
geldiğinde yanlarına gitmek istemez. Çünkü henüz sosyalleşmemiştir. Zamanla<br />
kurallara uyar. Sosyal rol olarak artık ne yapması gerektiğini öğrenmiştir.<br />
<span style="font-weight:bold;">Asıl kıymetli olan, sosyal rollerin öncesinde çocuklarımızla ne yaşadığımızı</span><br /> <span style="font-weight:bold;">anlamamıza yardımcı olacak beden dilleridir.</span> Bunları iyi anlar ve doğru<br />
yönlendirirsek, aile içi verimli bir iletişim ortamının temellirini atmış<br />
oluruz.</p>
<p>Çocuğumuz istenmeyen bir davranış yaptığında bununla ilgili duygu ve<br />
düşüncelerimizi ona yansıtma biçimimiz zamanla çocuğun bu tür davranışlarını<br />
açığa çıkartmamak için bazı kapatma jestleri kullanmaya başlamasına yol<br />
açabiliyor. Çocukta hatalı davranışları göstermeme eğilimleri ortaya çıkmaya<br />
başlayabiliyor. <span style="font-weight:bold;">Doğru iletişim kuramayınca çocuklarımızın doğru öğrenmesini</span><br /> <span style="font-weight:bold;">de engelliyoruz. </span>Şunu kabul etmeliyiz: Çocuklar hata yapacaklar, çünkü her<br />
insan hata yapıyor. <span style="color:#800000;">Çocuklarımızın hatalarından pay alıp ilrleyebilmemiz</span><br /> <span style="color:#800000;">için çok sağlıklı bir iletişim ortamında bulunmamız gerekiyor.</span> Diyelim,<br />
elindeki bir bardağı düşürüp kıran bir çocuğa, &#8220;ne kadar dikkatsizsin&#8221;, &#8220;bu<br />
birtakım bardak kaç para biliyor musun&#8221; gibi yaklaşıyorsak, çocuk da<br />
kırdığını saklamaya başlıyor.</p>
<p>Çünkü kendi sıkıntımızı anlatıyor ama onunkini dinlemiyoruz. Ya da annesinin<br />
tasvip etmediği bir arkadaşıyla birlikte oluyor ama annesine söylemiyor.<br />
Böyle böyle de duvarlar örülüyor ve iletişim engelleri ortaya çıkmaya<br />
başlıyor. Oysa çocukların bu gibi, bir şeyleri sakladığı durumlarda birtakım<br />
beden dili jestleri vardır. Örneğin konuşurken ağzını kapatabilir, önüne<br />
bakabilir ya da gözünü annesinin gözünden kaçırabilir. Gerçekte yaptığını<br />
değil annesinin istediği bir şeyi söylerken tepkilerini kontrol etmek için<br />
anneyle bedensel ilişkiye girmemeye gayret eder çocuk.</p>
<p>Bu, çocuğun aslında ne yaptığını anlamak için güzel bir imkandır oysa bu<br />
durumu fark eden anne-babalar, &#8220;belli ki sen yanlış bir şey yaptın; gözümün<br />
içine bak da söyle&#8221; diyerek çocuğun üstne gidiyorlar. Bu da çocuğu anne<br />
babasının gözlerinin içine baka baka doğru söylememeye teşvik ediyor.<br />
Böylece bir sosyal beden dili olarak, istemediğimiz şeyleri çocuklarımıza<br />
öğretiyoruz. Çocuk ondan sonra gözünüzün içine baka baka gerçeği kolaylıkla<br />
gizleyebiliyor.</p>
<p>Çünkü siz ona artık yanlış bir kalıp öğrettiniz. Sağlıklı ve birbirini doğru<br />
anlayan, birlikte daha doğruyu arayacak insanlar olmaktan çıkarttınız<br />
kendinizi ve onu.</p>
<p><span style="font-weight:bold;">Anne-babalar çocuklardan mesaj alırken ne tür hatalara düşüyorlar?</span></p>
<p>Hata şu gerçeği özümsememekten başlıyor; Çocuklar farklı ve bizim dışımızda<br />
bireyler. Ben doğurduğum için benim düşündüğüm gibi olmuyor. <span style="font-weight:bold;">Madem ki bizim</span><br /> <span style="font-weight:bold;">çocuğumuz, öyleyse bizim düşündüğümüz gibi olsun dedikçe anne babayla çocuk</span><br /> <span style="font-weight:bold;">arasındaki iletişim bozulmaya başlıyor. Anne ve babanın çocuğu kendi</span><br /> <span style="font-weight:bold;">kafasındaki gibi görmekten kaçınması lazım.</span></p>
<p><span>Bu çocuk benim çocuğum ama benim kafamdaki kalıba uymayabilir çünkü o başka</span><br />
<span>bir insan. Bunu derinden hissetmek ve kabul etmek lazım.</span></p>
<p><span style="font-weight:bold;">Biz çocuklardan saygı bekliyoruz ama onlara onlara aynı saygıyı gösteriyor</span><br /> <span style="font-weight:bold;">muyuz? </span>Göstermediğimiz zaman hatalı iletişim başlamış oluyor. Onların farklı<br />
birer varlık olduğu bilincinde olması anne ve babanın sağlıklı iletişime<br />
geçmesindeki en temel faktör. &#8220;Üşürsün giy&#8221; demek yerine &#8220;bana hava biraz<br />
serinledi gibi geliyor. Üşüdüğümü hissediyorum. Üzerime bir çeket alacağım.<br />
Sen nasıl hissediyorsun?&#8221; diyebilmeliyiz. Çünkü üşüme o an size ait bir<br />
yaşantı. Çocuğun bu tür yaşantıları kendi kendisine algılamaya ihtiyacı<br />
vardır. <span style="font-weight:bold;">Anne-babalar bunu yapmadıkça bağımlı olan ama bağımsızlık özlemi</span><br /> <span style="font-weight:bold;">içerisinde koşan bir nesil artaya çıkarıyor.</span> Çoçuğun somut ilişkilere<br />
ihtiyac duyduğunu anlamalıyız. Çünkü <span style="font-weight:bold;">soyutlayabilme yeteneği insanın daha</span><br /> <span style="font-weight:bold;">sonradan geliştirdiği, 10-11 yaşlarındaki dönemlerinde ortaya çıkan bir</span><br /> <span style="font-weight:bold;">özellik. Oysa biz çocuklara iyi, kötü, ahlaklı, ahlaksız, sayglı, saygısız</span><br /> <span style="font-weight:bold;">gibi şeyler söylüyoruz. Bu kavramları bizim anladığımız gibi anlamıyor</span><br /> <span style="font-weight:bold;">çocuklar.</span> Çocuklarla ilişki için gerçekten özen göstermek, öğrenmeye<br />
çalışmak zorundayız.</p>
<p><span style="font-weight:bold;text-decoration:underline;">İletişimin temel özellikleri nelerdir?</span></p>
<p>İki insan arasındaki iletişimde ilk izlenim en önemli konudur. İki insan<br />
birbiriyle karşılaştıkları her anda ilişki yeniden başlar. Çocuğunuz akşam<br />
eve geldiğinde ilk izleniminizle ilk mesajı veriyorsunuz. &#8221; Çok yorgunum,<br />
öf&#8221; diye kapıyı açıyorsanız, başka bir şey; &#8220;hoş geldin&#8221; diye kapıyı<br />
açıyorsanız, başka bir şey başlıyor aranızda. Onun için ebeveyn çocuk<br />
ilişkilerinde de iletişimin en temel özelliğinin ilk izlenim, ilk an<br />
olduğunu unutmamamız gerekiyor.</p>
<p>İkinci önemli özellik, iletişimin iki kişiyle kurulduğudur. Anne-babalar<br />
çocukla konuşunca iletişim kurduklarını düşünüyorlar. Halbuki konuşma başka<br />
iletişim başkadır. Diyelim ki çocuğunuz legolarını çıkarttı, oyun oynuyor.<br />
Siz de ona kahvaltı hazırladınız. İçeriden &#8220;kahvaltın hazır, hadi gel&#8221; diye<br />
sesleniyorsunuz. Çocuğunuzla iletişim kurduğunuzu düşünüyorsunuz. Halbuki<br />
siz ona yalnızca seslendiniz. O legolarının dünyasında. Üç kere daha<br />
sesleniyorsunuz, dördüncüsünde kızıyorsunuz ama o sizin niye kızdığınızı hiç<br />
anlamıyor. Çünkü sizin ilk bağırmalarınızı hiç duymadı. İletişim<br />
karşınızdaki kişiyle birlikte ilerleyen bir süreçtir ve önce onun dünyasına<br />
girerek başlamanız gerekiyor.<span style="font-weight:bold;"> İletişim kişiye değil, kişiyle birlikte</span><br /> <span style="font-weight:bold;">yapılır.</span></p>
<p><span style="font-weight:bold;">İletişimin bir başka özelliği de bir bütün olmasıdır. Yani sadece doğru</span><br /> <span style="font-weight:bold;">kelimeler kullanılarak, ses tonunuzun ya da beden dilinizin doğru olmasıyla</span><br /> <span style="font-weight:bold;">doğru iletişim kurulmuyor. Bunların üçünün bir arada ve içiçe uygun</span><br /> <span style="font-weight:bold;">şekillerde kullanılıyor olması, sağılıklı iletişim için çok önemli.</span></p>
<p>Anne-babaların önemli bir bölümü de iletişimi bilgi vermek zannediyorlar.<br />
Çoğu kez ebeveynler en önemli rollerinin çocuğa hayatı öğretmek olduğunu<br />
düşünüyorlar. Oysa kimse kimseye hayatı öğretemiyor. Hayat yaşanılarak<br />
öğreniliyor. <span style="font-weight:bold;">Çocuğumuza hayatla ilgili pek çok reçete yazabiliriz, ama bu</span><br /> <span style="font-weight:bold;">reçetelerin hiçbiri doğru modeller olmamız kadar etkili olamaz.</span> Elbette<br />
çocuğumuzu hayat karşısında bilgilendirmemiz gerekir ama iletişim kurmak<br />
başka bir şeydir.İletişim eşittir bilgi değil. <span style="font-weight:bold;">İletişim eşittir duygu,</span><br /> <span style="font-weight:bold;">düşünce ve davranış beraberliğidir.</span> <span style="font-weight:bold;">Yoksa, televizyon ekranından konuşan</span><br /> <span style="font-weight:bold;">herhangi bir kişi olursunuz çocğunuzun gözünde.</span></p>
<p> <span style="font-weight:bold;text-decoration:underline;">İletişimde dinlemenin rolü nedir?</span><br />
Elbette iletişimin çok önemli bir basamağını, dinleme oluşturur. Doğru<br />
dinleyemiyorsak, doğru konuşma şansımız yok. Biz halbuki iletişimi<br />
genellikle konuşma olarak düşünürüz. Dinleme alışkanlğı bizim kültürümüzde<br />
oldukça zayıf. Dinlemeye açık değiliz. Ülkemizde leb demeden leblebiyi<br />
anlamak bir fazilet gibi artaya konulur. Halbuki leb demeden leblebinin<br />
anlaşılması aslında bir iletişim hatasıdır. Çünkü karşınızdaki insan belki<br />
başka bir şey diyecektir. Kendi zihnimizdeki kalıplarla karşımızdakileri<br />
algılamaya alıştığımızdan, dinleme becerimiz de ortadan kalkıyor. <span style="font-weight:bold;">İletişimin</span><br /> <span style="font-weight:bold;">konuşmaktan çok daha önemli bir bölümü dinlemedir. Çünkü dinleyerek</span><br /> <span style="font-weight:bold;">anlayacağız. Anladıktan sonra anlatacağız. Anladığımız ve anlattığımız</span><br /> <span style="font-weight:bold;">uyuşuyorsa da anlaşacağız. Yani çok kritik üç A&#8217;dan söz ediyoruz:</span><br /> <span style="font-weight:bold;">Anlamak-Anlatmak-Anlaşmak.</span> Anlaşmayı biz kendimizi anlatmak olarak<br />
anlıyoruz. Ama karşı taraf, çocuğumuz ne kadar anladı? Orada çok ciddi bir<br />
soru işareti var. Çocukları kendi zihnimizdeki gibi sanıyoruz. Çok süratli<br />
büyüdüklerini, süratle geliştiklerini, yeni arayışlar içersinde olduklarını,<br />
değişen bir yapıda olduklarını içimize sindirmemiz ve onlara gerçekten<br />
ulaşabilmemiz için çok iyi dinlememiz gerekiyor.</p>
<p>Dinleme hem düşünce, hem duygu düzeyinde önemlidir. Duyguları anlamak,<br />
hissetmek de bizim yabancı olduğumuz bir şey. Ancak karşımızdakiyle aynı<br />
şekilde hissediyorsak bir duygu beraberliğinden söz ediyoruz. Halbuki hiç<br />
öyle hissetmeyebiliriz. Örneğin, çocuğun eve geç gelmesi durumunda annenin<br />
yaşadığıyla babanın yaşadığı birbirinden çok farklı olabilir. Anne ve<br />
babanın birbirine empati kurabilmesi, duygularını anlayabilmesi için aynı<br />
duyguyu yaşamaları gerekmez. Sadece karşıdakinin nasıl yaşadığının farkında<br />
olmalarını ihtiyaç var. Baba bunu saygısızlık olarak kabul ederken anne<br />
çocuğun sağlığını dert ediyor olabilir. Anne ve babanın birbirini anlamaması<br />
durumunda ailede, çocuğun geç kalmasının dışında bir çatışma daha çıkar.<br />
Anne babayı çocuğunu hiç merak etmediği için, baba da anneyi çocuğu aşırı<br />
kollayarak saygısız tavırlarına sebep olduğu için eleştirir. Anne ve babanın<br />
birbirlerini anlamamaları yüzünden çıkan tartışmada çocuğun geç kalmasının<br />
bir kenara itildiği bile görülür. İletişimin amacına ulaşması, karşımızdaki<br />
insanı doğru dinlememiz, onun duygusunu doğru tanımamız ve düşüncesine saygı<br />
göstermemizle mümkün olabilir. Bunun da temelinde dinleme yatar.</p>
<p><span style="font-weight:bold;">Çocukların kendilerini daha iyi ifade edebilmeleri için anne-babalar nasıl</span><br /> <span style="font-weight:bold;">bir yaklaşım içinde olmalı ?</span></p>
<p>Çocukların kendilerini daha iyi ortaya koymalarına imkan vermek anne ve<br />
babaya düşen önemli bir sorumluluktur. Fakat çocuklar kendilerini ifade etme<br />
konusunda farklı özelliklere sahip olabiliyorlar. Kimisi daha heyecanlı, çok<br />
daha önde olabiliyor, kimisi de çok daha geride, daha az konuşkan<br />
olabiliyor. Anne-babalar, &#8220;çocuklarınızla iletişim kurun, onların<br />
açılmalarına, kendilerini ortaya koymalarına yardımcı olun&#8221; mesajını onlara<br />
sürekli olarak &#8220;nasılsın, bugün ne yaptın, şimdi ne hissediyorsun&#8221; gibi<br />
sorular sormak olarak anlıyorlarsa yanılıyorlar. Çünkü bu yaklaşımın da<br />
çocuğa uygun olarak ortaya konması gerekiyor. Bazı çocuklar böyle doğrudan<br />
doğruya kendilerine soru yöneltindiğinde, geçiştirip tamamen içlerine<br />
kapanabilirler. Onun için çocuktan gelen mesajı doğru değerlendirmek,<br />
ebeveynin çocuğunu açmasını yardımcı olacak en önemli konu. Diyelim,<br />
okuldaki bir arkadaşının bir sözünü nakletmiş, ancak siz yeterince<br />
önemsememişsinizdir; bir süre sonra &#8221; bugün okulda ne oldu&#8221; diye sorarsınız,<br />
o da &#8220;hiçbir şey diye&#8221; cevap verir. &#8220;Serviste ne yaptınız?&#8221; , &#8220;Orada da bir<br />
şey olmadı.&#8221; Bir bakarsınız, konuşma hiç ilerliyemiyor; çünkü çocuğunuzudan<br />
gelen mesajı zamanında duyarlı olup değerlendirmemişsiniz.</p>
<p>Kendi duygu dünyamızın karışıklıklarıyla meşgulsek, diğer insanlara<br />
(çocuğumuza) kendimizi veremiyoruz. Galiba iletişimin en zor noktası bu. Biz<br />
kendi içimizde suküneti ve rahatlığı yakalayamıyorsak, çocuklarımızı tanıma<br />
şansını da bulamıyoruz.</p>
<p>Mümkün olduğu kadar çocukların gündeme getirdiği konular üzerinde konuşmak<br />
önemli. Siz çocuğunuzun öğretmeniyle ilişkisini öğrenmeyi düşünürken o belki<br />
size topa nasıl vurulması gerektiğini ya da arkadaşının saçına taktığı bir<br />
tokayı anlatacaktır. Sizin için o toka hiç ilginç ya da önemli olmayabilir.<br />
Ancak çocuğunuz için önemlidir ve onun anlattıklarına yoğunlaşmazsanız,<br />
çocuğunuzu tanıyamazsınız. Onun konuşmaya girmeye hazır olduğu yeri<br />
kaçırırsanız, iletişim şansını kaybedersiniz. Çocuklarımızla iletişim<br />
kurmanın en temel noktası, onların bize vermek istedikleri mesajları<br />
zamanında fark edebilmek, hissedebilmek ve iletişimi o noktada<br />
geliştirmektir. Halbuki biz kendi kalıplarımıza onları sokmaya çalışıyoruz.<br />
Bir süre giriyorlar ama sonra onlar da vazgeçiyorlar.</p>
<p>İkili iletişim, odak iletişim, engelli iletişim gibi bir takım iletişim<br />
tanımları yapıyoruz. İkili iletişimin odak iletişime dönüşmesi ileri<br />
dönemlerinde yani anne, baba ve çocuk arasındaki ilişkinin bozulmaya<br />
başladığı dönemlerde ortaya çıkıyor. Anne-babalar &#8220;seninle konuşacaklarımız<br />
var&#8221; diyerek karşılarına alıyor vebaşlıyorlar anlatmaya. Ama bu bir odak<br />
ilişki, iletişim değil. Sadece çocuğa mesaj verici. Ondan anneye bir şey<br />
gelmiyor. Anne-baba onu dinlemiyor. Yani iletişimin &#8220;ileti&#8221; bölümü var,<br />
&#8220;şim&#8221; bölümü yok. İletiyor ama iletişemiyor.</p>
<p><span style="font-weight:bold;">Çatışma çıktığı anda ne yapılmalı?</span></p>
<p>Aile hayatında çatışma her zaman vardır. Buradaki en kritik nokta kriz<br />
anında krizin çözülmeyeceği bilincinin anne ve babada oluşması. Eğer bir<br />
kriz varsa duygular çok yüksek noktada demektir. Duyguların bu kadar tepe<br />
noktada olduğu bir anda o krizi sizin farklı görüş açılarıyla çözmeye<br />
çalışmanız, o krizi ancak büyütür. Kriz yaşanır, duygular yatışır ancak,<br />
ondan sonra sizin bilgi içerikli iletişiminiz çocuğunuz ve aileniz için<br />
faydalı olabilir. Kriz yaşanırken sormanız gerekn en önemli soru: &#8220;burada<br />
durumun değişmesini asıl kim istiyor&#8221;dur. Bu soruyu doğru cevaplayamazsanız,<br />
iletişime de doğru başlayamazsınız. Çünkü o krizde yaşanan olayda, çocuk<br />
mevcut durumu değiştirmek istiyorsa dinlemeye, anlamaya dönük bir iletişim<br />
tekniği kullanacaksınızdır. Durumu değiştirmek isteyen sizseniz, kendinizi<br />
ifade etmeye yani anlatmaya dönük bir iletişim tekniği olacaktır. Bunun için<br />
kriz anı çok doğru çözümlenmesi gereken, belki de ebeveynlerin kendi<br />
davranışlarını en çok gözden geçirmeleri gereken andır. Çünkü kriz anında<br />
doğru tepkiyi vermezlerse birbirlerinden gittikçe uzaklaşacaktır insanlar,<br />
ama kriz anında doğru tepkiyi verebiliyorlarsa birlikte geçmişe bakmak ve<br />
ileriye doğru daha büyük bir adım atmak mümkün.</p>
<p>Krize yol açan olayı çok fazla dağıtmamak, genişletmemek de önemlidir.<br />
Diyelim ki çocuğun yaptığı bir hatalı davranışın üzerine konuşuyoruz. &#8220;Zaten<br />
sen dün de onu yapmıştın, arkadaşların da şöyle demişti, anneannen de senden<br />
memnun değil&#8221; gibi yaklaşımlarla konu o kadar genişler ki sizin o andaki<br />
konuşma konuzun ortadan kalkar. Sağlıklı iletişimin olmadığı ailelerde<br />
krizin büyümesi, başlangıç noktasının bile kaybedilmesi mümkün. Duygu ve<br />
düşüncelerimizi disipline etmek ve amacı gözden kaçırmamak kriz zamanlarında<br />
özellikle önemli.</p>
<p>Aile bireylerinin birbirlerine duygusal yatırımlarını çok güçlü yapmış<br />
olmaları da krizin çözümünde çok kolaylaştırıcı bir yol oynar. Birbirini<br />
seven, sayan ve sağlıklı iletişim kurabilen insanlar arasında sorunları<br />
çözmek daha kolaydır.</p>
<p>Eğer amaç aile bütünlüğünü ayakta tutmak, uyumlu ve doyumlu ilişkiler<br />
yaşamak, özgüvenli, sağlıklı, mutlu çocuklar yetiştirmek ise, bütün<br />
tutumlarımızı buna göre yönlendirmek durumundayız. Bu da ancak yetişkinlerin<br />
üstün gayretleri, zekaları, duygusal olgunlukları ile sağlanabilir.</p>
<p><span style="font-weight:bold;">www.ozelpedagog.com www.ozeldanisman.net www.ekremculfa.com</span></p>
<div style="text-align:center;"></div>
<div>
<div style="text-align:center;"><span style="font-size:large;"><span style="font-weight:bold;color:#800000;"><span style="font-size:small;"><span style="color:#ff6600;">YEDİ-YİRMİDÖRT  PSIKOLOJIK-PEDAGOJIK DANIŞMANLIK, KİŞİSEL GELİŞİM ve EĞİTİM HİZMETLERİ </span></span></span></span><br /> <span style="font-size:large;"><span style="font-weight:bold;color:#800000;"><span style="font-size:small;"><span style="color:#ff6600;">Rıhtım cad. KADIKÖY </span></span></span></span><br /> <span style="font-size:large;"><span style="font-weight:bold;color:#800000;"><span style="font-size:small;"><span style="color:#ff6600;">Telefonlarımız: </span><span style="color:#ff6600;">05057675885 &#8211; 05333738123 &#8211; 02163476003</span></span></span></span><br /> <span style="font-size:large;"><span style="font-weight:bold;color:#800000;"><span style="font-size:small;"><span style="color:#ff6600;">www.ekremculfa.com</span></span></span></span> <span style="font-size:large;"><span style="font-weight:bold;color:#800000;"><span style="font-size:small;"><span style="color:#ff6600;">Assoc. Prof. Dr. Ekrem Çulfa</span></span></span></span> <span style="font-size:large;"><span style="font-weight:bold;color:#800000;"><span style="font-size:small;"><span style="color:#ff6600;">MSN: ekremculfa@hotmail.com</span></span></span></span><br />
<span style="font-size:large;"></span></div>
<p><span style="font-size:large;"><span style="font-weight:bold;color:#800000;">Sorunlarımızı bir arkadaşımızla paylaşmak yerine Bir Pedagog veya Psikoloğa danışmak arasındaki Farklar nelerdir?</span></span><br />
Her insan gibi; zaman zaman zor günler geçirebiliriz ve bu dönemlerde bütün ihtiyacımız iyi bir arkadaşın bizi dinlemesi, anlaması ve yanımızda olup destek vermesi olabilir. Fakat sorunlarımız daha ciddi bir problemden kaynaklandığında arkadaşımızın bizi yargısızca dinleyebilmesi imkansız hale gelebilir. En iyi arkadaşımız bile bu sorunlar karşısında bizi neşelendirmeye yada aynı sorunu tekrar tekrar konuşmamızdan rahatsızlık duymaya başlayabilir. İşin aslı bazen içinde bulunduğumuz ruh halinde kalmamız, ve konuyu yeterince anlayana kadar tekrar tekrar konuşmamız son derece çok önemlidir.</div>
<div></div>
<div>Bir Pedagog veya Psikologtaki görüşmeniz size; duygu ve düşüncelerinizden dolayı yargılanmadan güvenli bir ortam içinde problemlerinizi incelemenize imkan yaratır. Bir Pedagog veya Psikolog; sizin veya çocuğunuzun bilinç altınızda yatan sorunlara inebilir ve yaşadığınız bu problemleri neden yaşadığınızı, nasıl değiştirebileceğinizi söyleyebilir ve aşmanız gereken süreçleri geçirmenize destek olabilir.</div>
<p><span style="text-decoration:underline;">Oysa arkadaşlar bir probleminiz olduğunu unutmanızı ve geçici olarak kendinizi iyi hissetmenize yardım edebilir.</span></p>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/uzmantv.wordpress.com/1/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/uzmantv.wordpress.com/1/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/uzmantv.wordpress.com/1/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/uzmantv.wordpress.com/1/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/uzmantv.wordpress.com/1/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/uzmantv.wordpress.com/1/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/uzmantv.wordpress.com/1/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/uzmantv.wordpress.com/1/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/uzmantv.wordpress.com/1/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/uzmantv.wordpress.com/1/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/uzmantv.wordpress.com/1/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/uzmantv.wordpress.com/1/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/uzmantv.wordpress.com/1/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/uzmantv.wordpress.com/1/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/uzmantv.wordpress.com/1/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/uzmantv.wordpress.com/1/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=uzmantv.wordpress.com&amp;blog=4806433&amp;post=1&amp;subd=uzmantv&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://uzmantv.wordpress.com/2008/09/10/hello-world/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/59e591bd24eeaa091e79106040f10521?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">pedegog</media:title>
		</media:content>
	</item>
	</channel>
</rss>
